Hayatta insan bazen gerçekten şanssız olabilir. Mesela tam evden çıkarsın, otobüsü kaçırırsın. Çok çalıştığın bir gün elektrik gider, bilgisayar kapanır, dosyan silinir. Ya da önemli bir işin vardır, tam o gün her şey ters gider. Bunlara üzülürüz ama bir süre sonra geçer. Çünkü bunların çoğu bizim kontrolümüzde değildir. Dışarıdan gelir ve “bugün de böyle bir günmüş” deyip yolumuza devam ederiz. Elbette moral bozar ama insan bir şekilde kabullenebilir. Bence asıl zor olan, kendi yaptığımız hatalarla baş etmek. Çünkü şanssızlıkta suçlayacak bir şey buluruz; zamanı, koşulları, başka insanları ya da sadece kötü bir günü… Ama hata yaptığımızda doğrudan kendimize döneriz. “Bunu neden böyle yaptım?”, “Biraz daha dikkat etseydim olmazdı,” diye düşünmeye başlarız. İşte insanı en çok yoran da bu oluyor. Ben bunu en çok okul hayatında hissediyorum. Bazen sınava çalışırken konuyu bildiğim halde basit bir şeyi yanlış okuyorum ya da aceleden soruyu eksik çözüyorum. Sonra sonuç kötü gelince insan sadece aldığı nota üzülmüyor. Asıl can sıkan şey, “Aslında yapabilirdim” düşüncesi oluyor. Çünkü ortada tamamen dışarıdan gelen bir şanssızlık yok; insan kendi hatasını görüyor. Bu da ister istemez içini daha çok kemiriyor. Günlük hayatta da böyle. Bazen bir mesajı ya da e-postayı düşünmeden gönderiyoruz, sonra dönüp tekrar okuyunca keşke biraz daha dikkatli olsaydım diyoruz. Belki olay çok büyük değildir, belki karşı taraf bile önemsememiştir ama insan kendi içinde büyütür. Şanssızlık bir süre sonra unutulur, fakat pişmanlık daha uzun sürer. Çünkü insan aynı anı kafasında tekrar tekrar yaşatır. Yine de bence hatalar sadece insanı üzmek için yok. Kulağa klişe geliyor ama gerçekten bir şey öğretirler. Şanssızlık bazen sadece can sıkar ve geçer. Hata ise insanı düşündürür. Nerede yanlış yaptığını görürsen, bir dahaki sefere daha dikkatli olursun. Bu yüzden önemli olan hata yapmamak değil, aynı hatanın içinde uzun süre kaybolmamaktır. Sonuç olarak, şanssızlığa katlanmak daha kolaydır; çünkü insan onun rastlantı olduğunu bilir. Ama kendi hatalarımıza hayıflanmak daha ağır gelir; çünkü insan kendinden kaçamaz. Yine de sanırım büyümek biraz da buradan geçiyor: Hatalara takılıp kalmadan, onlardan bir şey öğrenip devam edebilmek. Çünkü hayat bazen şansla, bazen de bizim yanlışlarımızla zorlaşır; ama ikisinden de bir şekilde çıkmayı öğrenmek gerekir.
Hayatta kalmak bazen gerçekten şansız olabilir. Mesela tam evden çıkarsın, otobüsü kaçırsın. Çok büyük emeğin bir gün elektrik gider, bilgisayar kapanır, dosyalar silinir. Ya da önemli bir şey vardır, tam o gün her şey giderilir. Bunlara üzülürüz ama bir süre sonra geçer. Çünkü bunların çoğu bizim kontrolümüzde değildir. Dışarıdan gelir ve “bugün de böyle bir günmüş” deyip yola devam etmenizi rica ederiz. Elbette ahlaki bozar ama insan bir şekilde kabul edilebilir. Bence asıl zor olan, kendi yaptığımız hatalarla başlamak. Çünkü şanssızlıkta suçlayacak bir şey buluruz; zaman, koşullar, başka insanlar ya da sadece kötü bir gün… Ama hata yaptığımızda doğrudan kendimize döneriz. “Bunu neden böyle yaptım?”, “Biraz daha dikkat etseydim” diye düşünmeye başlarsınız. İşte insan en çok yoran da bu oluyor. Ben bunu en çok okuldaki döngüde gerçekleştiriyorum.Bazen sınava ilişkin konularda basit bir şeyi yanlış okuyorum ya da aceleden soruları eksik çözüyorum. Sonra sonuç kötü geldiğinde insanın sadece aldığı nota üzülmüyor. Asıl can sıkan şey, “Aslında yapabiliyordum” düşüncesi oluyor. Çünkü ortada tamamen dışarıdan gelen bir şanssızlık yok; insanın kendi hatasını görüyor. Bu da ister istemez içini daha çok kemiriyor. Günlük hayatta da böyle. Bazen bir mesaj ya da e-postayı düşünmeden gönderiyoruz, sonra dönüp tekrar okuyunca keşke biraz daha dikkatli olsaydım diyorum. Belki olay çok büyük değildir, belki karşı taraf bile önemsememiştir ama insanın kendi içinde büyümüştür. Şanssızlık bir süre sonra unutulur, ancak çözülme daha uzun sürer. Çünkü insanın aynı anı kafasında tekrar tekrar yaşanır. Yine de bence hatalar sadece insanı üzmek için yok. Kulağa klişe geliyor ama gerçekten bir şey öğretenler. Şanssızlık bazen sadece sıkar ve geçer. Hata ise insanı düşündürür.Nerede yanlış olduğunu görüyorsanız, bir dahaki sefere daha dikkatli olursun. Bu nedenle önemli olan hata yapmamak değil, aynı hatanın içinde uzun süre kaybolmaktır. Sonuç olarak, şanssızlığa katlanmak daha kolay; çünkü insanın onun rastlantısı olduğunu bilir. Ama kendi hatalarımıza hayıflanmak daha ağır gelir; çünkü insandan kaçamaz. Yine de büyüme biraz da buradan geçiyor: Hatalara takılıp odaya, yetiştirilen bir şey öğrenip devam maliyeti. Çünkü hayat bazen şansla, bazen de bizim yanlışlarımızla zorlaşır; ama ikisinden de bir şekilde çıkmayı öğrenmek gerekir.
Yapılan tüm cümle çevirileri veritabanına kaydedilmektedir. Kaydedilen veriler, herkese açık ve anonim olarak web sitesinde yayınlanır. Bu sebeple yapacağınız çevirilerde kişisel bilgi ve verilerinizin yer almaması gerektiğini hatırlatırız. Kullanıcıların çevirilerinden oluşturulan içeriklerde argo, küfür, cinsellik ve benzeri öğeler bulunabilir. Oluşturulan çeviriler, her yaş ve kesimden insanlar için uygun olamayabileceğinden dolayı, rahatsızlık duyulan hallerde web sitemizin kullanılmamasını öneriyoruz. Kullanıcılarımızın, çeviri yaparak eklemiş olduğu içerikler de, telif hakkı ve ya kişiliğe hakaret ve benzeri öğeler bulunuyorsa, →"İletişim" elektronik posta adresinden iletişime geçebilirsiniz.
Google dahil üçüncü taraf tedarikçiler, kullanıcıların web sitenize veya diğer web sitelerine yaptığı önceki ziyaretleri temel alan reklamlar yayınlamak için çerez kullanmaktadır. Google'ın reklam çerezlerini kullanması, Google ve iş ortaklarının kullanıcılara siteniz ve/veya internetteki diğer sitelere yaptıkları ziyaretleri temel alan reklamlar sunmasına olanak tanır. Kullanıcılar Reklam Ayarları sayfasını ziyaret ederek kişiselleştirilmiş reklamcılığı devre dışı bırakabilir. (Alternatif olarak, üçüncü taraf tedarikçilerin kişiselleştirilmiş reklamcılık için çerezleri kullanmasını devre dışı bırakmak isteyen kullanıcılar www.aboutads.info web adresini ziyaret edebilirler.)